Kitap Okumaları: Bir Dersim Hikayesi

Murathan Mungan, yazarlardan Dersim 38 ile ilgili bir öykü yazmalarını istemiş. Acı yüklü harika öyküler yazılmış. Aynı acıyı, şiddeti, zulmü her yazar yeni bir dille anlatmış. Herkes sözcükleri farklı konuşturmuş. Anneler – çocuklarını, büyük çocuklar – küçüklerin, ablalar – kardeşlerinden biri kurtulsun diye kendilerini feda etmiş. Biri yaşayabilsin diye diğeri ölümü korkusuzca göğüslemiş.

Kurutulanlar subaylara besleme olarak verilmiş. Adları değiştirilmiş, kimlikleri unutturulmuş. Biraz büyük olanlar geçmişi rüyalarında görerek sonradan kim olduklarını hatırlamış. Katil subaylar veya onların yakınları vicdanları rahatlasın diye ölüm döşeğindeyken bu çocuklara kim olduklarını anlatıp helallik istemiş. Kimileri katliam yaptıkları Dersim’e yıllar sonra kimliklerini gizleyerek gidip öldürdükleri çocukların yerine koyup,  kendilerini anlatmışlar. Kimileri sonunda çıldırarak yaptıkları zulmü anlatmışlar. (Kurşun pahalı diye, dipçikle, süngüyle, silahlar yıpranıyor diye insanların başını meşe kütükleri ile ezmişler. Sonra eller kollar, başlar kesilmiş. Öldürülen ağabeysini gece kaldıkları mağaradan çıkarak üstünü toprakla örtmeye çalışan 10 yaşındaki kıza ölen atın üzerine yatırarak tecavüz eden asker “Sen Antigone’misin?” der. (Burhan Sönmez, Tarih Öncesi Köpekler s.59 )

“Ama kızım beni annesi değil, ablası biliyordu. Aile karar vermişti. Bir çocuktan bir çocuk doğmaz, sen ona ancak abla olabilirsin, demişlerdi. Ben gülmekle ve yıllar sonra ona bir harf vermekle yetindim.”s.60

Öykülerin yazarları farklı ama dilleri ortak. Olayları masal gibi anlatmışlar. Bu vahşeti kimse gerçek diye anlatmayı göze alamamış. Pepuk Kuşu’nda Gaye Boralıoğlu şöyle bir betimle yapar:  “Oğlum desen, “dünya dardır, içine sığayım istiyorsan kendini su yolu gibi belleyeceksin. Taşların üzerinden çalıların arasından usul usul akmayı bileceksin. Kayayı seveceksin, ağaca tutunacaksın. Bu dünyada insandan insana ne hayır gelmiş, sen kendi özüne sığınacaksın. “Ben de kaldırsam kafamı, utansam acımdan. Gitsek beraber, çınar ağacının dibinde mum diksek, hep yaptığın gibi.”s.125

M.Mungan seçkinin amacını şöyle açıklar; “Tarihi edebiyatla güncellemek… Hayatları ellerinden alınmışlara hayat kazandırmak. Edebiyat kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için yapılır. İyi edebiyat insanlara gerçekleri algılama, hakikatleri üstlenme, sorumluluk alma, gerçeğe dayanma gücü kazandırmak ister. Kırımları, kıyımları halklar yapmaz. Zihniyetler yapar.”s.12

———–o———————–

“Olduğu yerden oğluna seslenmiş: “Bu ağaç beni burda bırakmaz.”demiş. Ben gideceğim, ama siz burda kalacaksınız. Kardeşim sana emanet! Bu sırada ışık ağaçlarıyla gelen bir dikenli yılan peyda olmuş yanlarında, küçük kızı kaptığı gibi kaçıvermiş. Müthiş bir hızla toprakta kayıyormuş. Her yanı da dikenlerle kaplıymış. Küçük oğlan peşlerine düşmüş. Çıplak ayaklarına, yeni yıldız yağmurlarının başlayacak olmasına aldırmadan koşuyormuş. Masal bu ya, bir çavlanın kıyısında yakalamış ikisini…”s.86, Işık Ağaçları, Ayşegül Çelik.

ALTUN ÜNDER

 

 

Kitabın Adı: Bir Dersim Hikayesi

Yazarı/Derleyen: Murathan Mungan

Yayınevi: Metis

İlk Baskısı: Mayıs 2012

 

Bir cevap yazın