Kitap Okumaları: Babamın Ardından/Müge İplikçi

Kitapta kadın, savaş, çocuk, yağma, göç konuları ele alınmış. Çünkü savaş en çok kadınları ve çocukları vuruyor.

“…..Fotoğraf makinesi bir kez daha klik etti. Kadın sisli bir günün içinde, bir göçmen kadın olarak sabitlendi. Bir klik daha. Kan an oluverdi: “Ne olduğunu tam olarak anlayamadan sava fotoğraflarından birine konu oluvermişti.”s.157

…..Baygınlığı göçe ve yola karışmış bir kadın o. Adını koleraya ve savaşlara kaptırmış otuzlarında bir kadın. İki çocuklu bir anne. Öyle miydi? Hiç bilmiyordu kadın.”s.158

Savaş göçü, hastalığı, yoksulluğu, yıkımı, acıyı, yağmayı beraberinde getirir: “Kumaşçı Reno’nun dükkânının hali neydi öyle? Resmen dümdüz olmuştu dükkân. Abdullah Efendi’nin dükkânını da yağmalamışlar bizden sonra.”s.16

“GERÇEK: “Ya gerçek? O da bıraktığı yerde, aynı kıvamdaydı. Katı, ketum, kunt ve soluk aldırmaz bir temmuz günüydü gerçek. Üstelik en uzunundan!”s.15

SAVAŞ: “Neden hepsi savaşı sadece kendileri için arzulardı bu heriflerin? Sonra neden ilk yenilgiye pes eder ve arkalarına bakmadan kaçar gider, teslimiyeti hemen kabullenirlerdi? Pullu işte! Böyle sorular sorar, sonra da kendince cevaplar yapıştırırlardı. Ben ailemi göçe ve uyuz paşalara verdim derdi. “Yeter be!”kızardı, resmen kızardı bu laçka paşalara Pullu.”s.18

“Göçü yaşamış biri için savaş uzak durulması gereken bir kelimeydi. Pullu gibi göçü tanımış biri için savaş her şeyin sonu demekti. Hayattaki her şeyini, varını, yoğunu savaşlarla kaybetmiş bir kadından başka ne beklenebilirdi ki! Yaşamı sevmekten başka çaresi olmayan kadındı Pullu. Bize de bunu aşılamıştı. Savaş yokluğun adıydı. Var olmak için yokluğun adını bile anmamak gerekiyordu böyle.”s.23

“Görmüyor musun, savaş kazanıyor hep! Hep amcam gibiler kazanıyor!”s.170

“O bilmediğim dilin bütün kelimeleri Pullu’nun dilinde savaş kelimeleri ile çevriliydi.”s.171

Babamın Ardından: “ Onun ardından her şeyi yavaş yavaş tüketmeye başlamıştık. Huzurun yerini savaş sesleri, yaşamın yerini ölüm kaplamaya başlamıştı. Babaannem ve dedem arka arkaya gittiler ve sonra Bulgar çeteleri geldi ve sonra göç. Göçle birlikte gelen yalnızlık ve evi arkada bırakıp yollara düşmek bana pek koymuştu. Göç insana hayaller gördürür, geçmişi kendinizce bir kez daha yazmanıza (BİR KEZ Mİ? BİR ÇOK KEZ DİYELİM ŞUNA!)neden olurdu. Bu yüzden uzun uzun düşünmüştüm babamı…”s.20

“Başka dünyaların neden düşman olarak sayıldığını hala anlayabilmiş değildim.”s.

Romanda siz – gömlek – oğul – kavramları yoğunluklu olarak kullanılmış.(s.159,160,174)

Ses – hareket romana hakim. Doğadaki hareketlilik insan ruhundaki hareketliliği birlikte vermiş.

Vişne ağacı: Geçmişe Dimetoka’daki eve dönüş (s,17) Günümüzden geçmişe gidiş.

Doğadaki hareketliliği sözcüklerle başarılı bir biçimde vermiş. (19. bölüm, s.87)

Şiirsel bir anlatımı var. Aynı sözcükleri tekrarlayarak bir ahenk oluşturuyor. Yerinde tekrarlar yapıyor. “…..sana kaldıydı değil mi mazlumun derdi, dedi, dedi de dedi.”s.15

“ Varisli baldırlarından şikayet ede ede bahçedeki vişne ağacına salmıştı.”s.17

Dil Anlatım: “Sesin renkle buluştuğu bir yer var zihninde.”s.95

“Annem öldüğümü sanırken; ölmediğim, mırıldandığımı, dahası yüzümdeki her şeyin eskidiğini söyleyen Tahir’miş. Yani kendi bilinci.”s.107

“Canlılara saygı esastır diyen bir babam vardı benim.”s.110

“Madam Eleni şapkasının tülüne değen rüzgârı sakinleştirdi.”s118

“Sonra kalabalığın nehriyle akıp gidecekti.”s.120

“Ama bu gece, karanlığın ateş seslerine dönüştüğünü ve düşmanın çok yakınımızda olduğunu hissettiğimiz, bambaşka soğuk bir geceydi.”s.146

“Ona kalsa yitirişin kahverengi yüzüydü bu. Ölümden önceki hayata dair son geçit.”s.156

“Havaya usul usul bir sis perdesi dokunuyordu.”s.156

“Baygınlığı göçe ve yola karışmış bir kadındı o.”s.158

“Yalanın yüreğini kirletmesini istiyorsun, öyle mi?”s.169

“Kırımızı bir vişne rüzgârıyız.”s.177

Somut kavramları soyutlaştırmış, soyut kavramları somutlaştırmıştır.

“HAYAL KURMAK BİR İRADEDİR.” Müge İplikçi

 

 

Kitabın Adı: Babamın Ardından

Yazar: Müge İplikçi

Yayınevi: Everest Yayınları

 

Bir cevap yazın