Kitap Okumaları: Acıkan Taşlar/Rabindranath Tagore

 

Öykülerden ortak mekan: Kalküte

“Öykülerde dini motifler var. Kadının toplumdaki yeri, geleneklere bağlılık, işleniyor.” ( Kadın-eş s.301)

“Kusum, bunu duyunca kocasının ayaklarını bir ömür boyunun bütün kuvvet ve kudretiyle kucakladı, onları öpücüklere boğdu, engin bir hürmet ve tazim ile alnını onlara değdirdi ve geri çekildi.”s.301

Kadın ticareti s.30,31

Hangi bedevi seni yabani bir sarmaşıktan koparılan, açmış bir gonca olan seni, annenin kolları arasından koparıp alarak, şimşek gibi sür’atlı bir atın üzerine yerleştirdi, yakıcı kumları aştı ve hangi sultan şehrinin esir pazarına götürdü.”

Kadercilikle itaatkârlık s.286,301

“Kusum, gözlerini fezanın boşluğundan kocasına doru çevirerek yavaşça :”Bir lahzada bu bahar gecesiyle mehtabı parçalayarak tuz ile buz edecek bir mantra (Bir dizi büyülü kelimeler ) biliyorum…”dedi.

Sınıf farklılığı – zenginler, yoksullar (kast sistemi) üst tabakadan kişiler daha fazla.

Öğretici – öğüt verici özelliği var. (Kelile ve Dimne’de olduğu gibi)

Mistik bir hava hakim.

Doğa – insan ilişkisini, psikolojik tahlilleri doğadan yararlanarak veriyor. s.266,300

“Bahçenin önündeki Ganj Nehri, ona sanki öz coşkun, başıboş kurgularını hayallerini şekillendiriyormuşçasına durmaksızın bilinmeyen ülkelere akıyormuş hissini veriyordu.”

Emperyalizme karşı direniş.(s.268)

“Oh!..Biz kadınlar ne yalanlar bulup söylemek zorundayız. Anne iken, çocuklarımızı uslandırmak için yalan söyleriz, zevce olduğumuz zamanda çocuklarımızın babalarını yatıştırmak için yalan söyleriz. Bu ihtiyaçtan asla kendimizi kurtaramayız.”s.163

Kadın da kendisini küçümsüyor. Erkeklerin ona biçtiği rolü kabulleniyor.

Altun Ünder

Okuma atölyesinin kısa yorumları:

*Yuvaya Dönüş – Ölümü Beklerken – Görmeyen Kadın. En çok beğenilen öyküleridir.

Sessizlik – karanlık ve boşluk birini öyküye sahip. Kendi düşüne sığınma var. Gerçeklikten kurtuluyor. Hayatı öteleyerek hayattan zevk almaya çalışıyor.

Sevgi Anlayışı: Kendini adayan, kul

Kelimelere üstün olan ne vardır? Sorusu beni çok düşündürdü…   Usta bir kelime oyuncusu.

Gerçeği somutlaştırma çocuklarda yoktur. Büyüdükçe hayatı renksizleştiriyor. Gerçekçilik yaşamı renksiz hale getiriyor.

Masalların dili büyüleyici.

Çocuk acımasız ama yalanı bilmiyor. Gerçeği olduğu gibi dümdüz söylediği için acımasız diyoruz.

Yuvaya Dönüş: Çok hüzünlü bir öykü. Duygu yüklü bir öykü.

Elebaşı: Bir isyan. Baba yok.

Dayının hareketi çok hoş bir hareket.

Çok tanıdık duygular içeriyor.

Erkek çocuk s.80 Çok güzel bir tahlil.

“On dört yaşındaki bir çocuğa, biricik cennet öz evidir. Yabancı bir evde yabancı insanlarla yaşamak işkenceden az farksızdır…”s.81

Yanlış olan sadece başarıya odaklanıyoruz. Performans odaklı düşünmemek lazım. Davranış dikkate alınmıyor.

Hikmet Alıcı

Bebek Efendimiz; beni çok etkiledi. Kendi çocuğunu bir yabancı gibi, bir yıldız gibi büyütüp, çocuğu efendisine geri veriyor.

İskambiller Krallığı, s.109

Bir aykırı insanın, farklılığın bir alt üst oluşu anlatılıyor.

Kast sistemini anlatıyor. Sorgulamadan kuralları kabul etmek gerekir. Biri geliyor her şey alt üst oluyor.

Umut verici bir kitap. Acıları çocuk kayıpları ile veriyor. Anneliği ön plana çıkarıyor.

Anne, s.163

“Kadın vermeli erkek almalı.”bize verilmek istenen budur. Kadınlar bilinmeyen şeyleri sevmezler, çünkü kararsızlık, belirsizlik; şiir, kahramanlık, bilginlik gibi kıyafetlere büründürülebilinirse de gündelik ev işlerinde yer bulamaz, kendisini ifadeleyemez…”s.240

 

 

 

Kitabın Adı: Acıkan Taşlar

Yazarı: Rabındranath Tagore

Çevirmen: İbrahim Hoyi

Bir cevap yazın